"HİSSETTİĞİMİZ BAYRAM SEVİNCİ DEĞİL, BURUK ACI" | Bandırmanın Sesi
REKLAM
foto-deniz1

“HİSSETTİĞİMİZ BAYRAM SEVİNCİ DEĞİL, BURUK ACI”

Paylaş
 

Bandırma Gazeteciler Cemiyeti (BAGC) Yönetim Kurulu, “Bölgemizdeki gazete, televizyon ve radyoların maddi imkânsızlıklar nedeniyle zor günler geçirdiği, meslektaşlarımızın işsiz kaldığı dönemde hissettiğimiz bayram sevinci değil, buruk acıdır” görüşlerine yer verildi.

Bandırma Gazeteciler Cemiyeti(BAGC) Yönetim Kurulu, Basında Sansürün İlk Kez kaldırılışının 111. Yılı nedeniyle yaptığı açıklamada, “Gazeteciliğin çok zor bir dönemden geçtiğine” dikkat çekildi. Açıklamanın devamında, “Osmanlı’nın son döneminde, gazeteler sansür memurlarının kontrolünden geçtikten sonra yayımlanıyordu. 24 Temmuz 1908 tarihinde II. Meşrutiyetin ilân edildiği günün gecesinde gazeteciler sansür memurlarını “Basın hürdür, sansür yasaktır” diyerek geri çevirmişti. Sansür, işte böyle fiilen kaldırılmıştı. Bu tarih, 1946 yılında kurulan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) tarafından basın bayramı olarak benimsenmişti. Fakat 12 Mart 1971 askeri darbesinden sonra TGC, gazetecilere yönelik sıkıyönetim sansürü nedeniyle bugünü bayram olmaktan çıkararak, sansürün geri dönmesiyle “Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü” ilan etmişti.

“Basın Özgürlüğü Ortadan Kalkmıştır”

Son dönemlerde ülkemizdeki gazetecilik ve yayıncılık sektörü zor günlerden geçiyor. Birçok sektörde olduğu gibi basın sektöründe de yaşanan büyük ekonomik kriz nedeniyle çok sayıda yayın organı kapandı, kapanıyor. Geçtiğimiz günlerde, Balıkesir’in 52 yıllık yerel basın organı olan “Balıkesir Yeni Haber” de, makinelerini susturmak ve kapısına kilit vurmak zorunda kaldı.   Basın sektöründe işsizlik oranı yüzde 30’a ulaşırken, son 10 yılda işsiz kalan gazeteci sayısı 10 bini aştı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre gazete tirajları 2014 yılından bu yana ciddi düşüş gösteriyor. Türkiye’de gazetelerin güç kaybına uğramasının önemli nedenlerinden biri de, ülkemizdeki basın özgürlüğünün sürekli gerilemesidir. Tabii ki medyanın özgürlüğü son derece önemli. Bu arada medyanın tarafsızlığından öte bağımsızlığı da büyük önem taşıyor. Bir yayın organı eğer bağımsızsa zaten görevini meslek ilkeleri ve ahlakı doğrultusunda yerine getirecektir. Özgür ve bağımsız basın, demokrasilerin vazgeçilmez ön koşuludur. Çünkü demokrasilerde çok seslilik, düşünceyi açıklama özgürlüğü ve yönetimlerin halk tarafından denetlenmesi esastır. Bu ortam da ancak tam özgür iletişimle sağlanabilir. Bunun yaşama geçirildiği alan ise medyadır, iletişim ortamıdır. Yasama, yürütme ve yargıyla birlikte halk adına denetimi ise “Dördüncü Kuvvet” olarak anılan basın, günümüzün deyimiyle medya yerine getirmelidir.

“Gazetecilik Suç Değildir”

Son dönemlerde medyanın bu denetiminden söz etme olanağı kalmamıştır. Çünkü basın özgürlüğü ortadan kalkmıştır. Cezaevleri, “düşünce suçlusu(!)” gazetecilerle doludur. Gazeteciler, yazılarını özgürce kaleme alamamaktadırlar. Gazeteciler, bu arada sansürün en ağırlarından biri olan “oto sansür”e başvurmak zorunda kalmaktadırlar. Birçok medya kuruluşu, siyasal iktidara yaranmak için iktidarın yanında yer alırken, gazetecilik ilke ve ahlakından uzaklaşmış, gazeteciliğin ana düsturlarının başında eleştirinin geldiğini ve halkın gerçek gündemini unutmuşlardır. İşte böyle bir ortamda kutladığımız 24 Temmuz’da son sözümüz, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin son yıllarda slogan durumuna getirdiği “GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR” mesajıdır.

 

Bir önceki yazımız olan REKTÖR PROF. DR. SÜLEYMAN ÖZDEMİR:" 24 TEMMUZ GAZETECİLER VE BASIN BAYRAMI KUTLU OLSUN" başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
Teknik Destek ve Reklam Yönetimi Kutlu Creative tarafından sağlanmaktadır.