Diyabet, yaşam kalitesini en fazla etkileyen hastalıklardan biri. Diyabetik nöropati, yani şeker hastalığına bağlı sinir hasarı da diyabetin en sık görülen komplikasyonlarından. Uzmanlar, tedavisi olmayan bu rahatsızlığı önlemenin diyabet hastaları için çok önemli olduğunu vurguluyorlar.

Diyabetin süresine ve kan şekerinin seviyesine göre değişmekle birlikte hastaların yüzde 50 veya daha fazlasında herhangi tipte bir sinir tahribatı görülebileceğini söyleyen Prof. Dr. Necdet Karlı, “Diyabet bilek ve dirsek gibi bölgelerde sinir sıkışmalarına, omurilikten çıkan sinir köklerinde ve bu köklerin oluşturduğu pleksus adı verilen sinir yumaklarında tahribata, kafa sinirlerinde etkilenmelere, kol ve bacaklarda bulunan sinirlerde yaygın ve simetrik hasara neden olabilir. Bunların içinde en sık görülenlerinden biri polinöropati (sinir ucu iltihabı) yani kol ve bacaklarımızda bulunan sinirlerin yaygın ve simetrik hasarıdır” diye anlatıyor.

Karlı, diyabetlilerde kan şekeri ne kadar yüksek ise sinir hasarı gelişme riskinin de o kadar yüksek olacağını belirterek, özellikle yüksek kan şekeri ile birlikte kolesterol ve trigliseridi de yüksek olan, sigara ve alkol kullanan, yüksek tansiyon şikayeti bulunan hastalarda bu riskin daha da fazla olacağına dikkat çekiyor.

“Diyabete bağlı polinöropatide ilk belirtiler çok büyük sıklıkla ayak parmak uçlarından başlar. Uyuşma ve hissizlik ilk şikayetler olarak karşımıza çıkar. Şikayetler zamanla ayak bileklerine, dizlere, el parmaklarına ve dirseklere yayılır. Bu şikayetlere yanma, iğnelenme, elektrik çarpması, üşüme, donma gibi nöropatik ağrı adını verdiğimiz şikayetler eklenir” diyen Karlı, zaman içerisinde belli sınırları aşmayan güçsüzlüğün de görülebildiğini, baş dönmesi, halsizlik, kabızlık, ani gelişen ishal ve cinsel disfonksiyon gelişebildiğini söylüyor. Diyabetik sinir hasarının tanısının klinik ve ENMG (sinir inceleme testi) ile konduğunu belirten Karlı, sözlerine şöyle devam ediyor:

Tüm bu şikayet ve belirtiler hastaların yaşam kalitesini, uykusunu ve ruhsal durumunu ciddi şekilde bozabilir. Ne yazık ki tedavisi yok. Sinir hasarı bir kez geliştikten sonra geri dönüşü de yok; hatta sinsice ilerleme devam eder. Sinir hasarı oluşumunu engelleyen, oluştuktan sonra da ilerleme hızını yavaşlatan veya durdurabilen tek şey, kan şekerinin iyi bir şekilde kontrol altında tutulması. Bu nedenle, hastalarımız tedavilerini aksatmamalı, özellikle perhizlerine çok dikkat etmeliler. Bu arada sinir hasarı tedavi edilemese de, nöropatik ağrı denilen yanma, iğnelenme, elektrik çarpması, üşüme, donma gibi nöropatik ağrı şikayetleri giderilebilir. Nöropatik ağrı tedavisinde anti-epileptikler, anti-depresanlar şiddetli ve geçmeyen ağrılarda ise morfin ve benzerleri kullanılabilir.”

Kadinvekadin.net