TATİL ZAMANI
foto-deniz1

DİSK-GIDA İŞ’DEN BANDIRMA’DA BASIN AÇIKLAMASI

Paylaş
 

DİSK Gıda-İŞ Sendikası Bandırma Temsilciliği, Bandırma Cumhuriyet Meydanında ‘Asgari Ücret Fedakarlık Ücreti Değildir’ başlık bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamaya CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, CHP Bandırma İlçe Başkanı Atilla Atakay ve  CHP İlçe Yönetiminin yanı sıra Demokratik Kitle Örgütlerinin temsilcileri de katıldı.

Açıklamayı okuyan Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Levent Gökçek “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Jülide Sarıeroğlu’nun son toplantıda işçilerden fedakârlık beklediği yönünde yaptığı açıklama, bu yılın da diğer yıllardan farkı olmayacağının kanıtıdır. Patronlara zaten yeterince teşvik, vergi indirimi, hibe krediler, uzun vadeli ve faizsiz krediler verilerek besleniyorlar. Asgari ücretin belirlenmesinde sermayeye değil, işçilerin isteklerine ve taleplerine yer verilmelidir” dedi.

Gökçek geçmiş yıllara ait rakamları da hatırlattığı açıklamasında “Asgari ücret 2004 yılından 2017 yılına kadar enflasyon karşısında yüzde 36 artarken, milli gelir ise yüzde 95 artmıştır. Yani geçen sürede asgari ücret milli gelire oranı yüzde 30,5 oranında gerilerken, kalan kısın patronların cebine girmiştir. Asgari ücret milli gelirden pay almış olsaydı bugünkü ücret 2600 TL olmalıydı” dedi.

Basın açıklamasının ardından ‘Asgari Ücret Fedakarlık Ücreti Değildir’ başlıklı imza kampanyası başlatıldı.

 

GIDA-İŞ SENDİKASI BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ.

ASGARİ ÜCRET FEDAKARLIK ÜCRETİ DEĞİLDİR!

ASGARİ ÜCRET 2300 TL NET OLMALIDIR!

Asgari Ücret Tespit Komisyonu 2018 yılında uygulanacak ücreti belirlemek için görüşmelere başladı. İkinci görüşme 15 Aralık’ta yapılacak. Bu görüşmelerin sonunda belirlenecek rakam, Türkiye’de emeğiyle geçinen herkesin ücretini belirleyen bir taban ücreti olacak. Bu nedenle ülkemizin en büyük toplusözleşme görüşmesidir ve sendikalı, sendikasız tüm işçilerin gözü bu görüşmeden çıkacak rakamdadır.

Ancak her görüşme sonunda “ülke gerçeği” gibi gerekçeler ileri sürülüyor ve sonuçta işçilere açlık sınırının bile çok altında bir rakam verilirken, masadan patronlara yeni teşvikler çıkıyor. Çünkü taraflar masaya hiçbir zaman eşit oturmuyor. Masada patron tarafını TİSK, işçi kesimini Türk-İş ve tarafsız olduğunu ileri süren Çalışma Bakanlığı yer alıyor gibi görünse de şimdiye kadar yaşananlar bize hükümetin de aslında patronların tarafında olduğunu gösteriyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Jülide Sarıeroğlu’nun son toplantıda işçilerden fedakârlık beklediği yönünde yaptığı açıklama, bu yılın da diğer yıllardan farkı olmayacağının kanıtıdır. Patronlara zaten yeterince teşvik, vergi indirimi, hibe krediler, uzun vadeli ve faizsiz krediler verilerek besleniyorlar. Asgari ücretin belirlenmesinde sermayeye değil, işçilerin isteklerine ve taleplerine yer verilmelidir.

Sayın bakanın ifade ettiği gibi, asgari ücret tartışması bir fedakârlık konusu değildir. Ekonomik veriler de ülke gerçeğinin patronların ve hükümetin söylediği gibi olmadığını gösteriyor.

Sizlerle birkaç rakamı paylaşmak istiyorum:

İŞÇİ MİLLİ GELİRDEN PAY ALMADI

Asgari ücret 2004 yılından 2017 yılına kadar enflasyon karşısında yüzde 36 artarken, milli gelir ise yüzde 95 artmıştır. Yani geçen sürede asgari ücret milli gelire oranı yüzde 30,5 oranında gerilerken, kalan kısın patronların cebine girmiştir. Asgari ücret milli gelirden pay almış olsaydı bugünkü ücret 2600 TL olmalıydı.

İŞÇİ ENFLASYONA EZİLDİ

2017 yılında net asgari ücrete yapılan zam yüzde 7,9’dur. Buna karşılık enflasyon oranı yüzde 12,98 olarak açıklandı. Yani asgari ücretli sadece 2017 yılında yüzde 4,5 oranında kayıp yaşadı.

DOLAR ARTTI ASGARİ ÜCRET ERİDİ

2008 yılının başında aylık 414 doları olan asgari ücret, 2017 Aralık ayı itibariyle 358 dolara geriledi. Üretilen malı ihraç eden patron dolarla mal satarken, işçilik maliyeti de azalmış oldu. Ama yine de hükümet teşviği sermayeye verirken fedakarlığı işçiden istedi.

PATRONUN MALİYETİ AZALDI

İşçi ücretleri yıldan yıla erirken, patronlar ise daha fazla kazandı. 2007 yılında asgari ücretin işverene maliyeti, net asgari ücretin yüzde 70’i kadar daha fazlayken bu rakam 2017 yılında yüzde 49’a geriledi. Yani patronun cebine giren para daha da arttı.

Hükümetin patronlara desteği bununla da sınırlı değil. Milyonlarca işçi sendikasız ve toplusözleşmesiz çalışıyor. Sendikalaşmak isteyen işçiler işlerinden atılıyor. Günlerce süren direnişler oluyor. Yasalara göre bu yapılan suçtur. Milletvekilleri, bakanlar olup biteni bildikleri halde sendikasızlaştırmaya seyirci kalıyorlar. Ülkemizde çalışanların yüzde 30’u sosyal güvenceden yoksun, yüzde 40’ı kayıt dışıdır. Hükümet kayıt dışı çalıştırmaya da sessiz kalıyor, önlem almıyor.

İşçi kardeşlerim

Zaten açlık ve yoksulluk sınırında yaşayan işçiler, bir yandan da OHAL’le birlikte daha da ağırlaşan iş koşulları nedeniyle iş cinayetlerinin ve meslek hastalıklarının pençesindedir. Her yıl iş cinayetlerinde 2 bine yakın işçi can verirken. On binlerce işçi ise bel fıtığı, boyun fıtığı başta olmak üzere türlü hastalıklarla boğuşmakta, sakat kalmaktadır.

İşçilerin fedakârlık edecek ne durumu ne de böyle bir ülke gerçeği vardır. İşçilere yüklenen vergi artarken, iğneden ipliğe gelen her şeye zam gelirken, enflasyon hayatı çekilmez kılarken bakanın işçilerden fedakârlık istemesi anlaşılır değildir.

Bakanın, fedakarlık dediği, işçi ailelerinin bu kış günlerinde evde doğal gazı yakmadan montla oturmak zorunda kalması, bir işte çalışıyorken ek iş kovalaması, çocuğunu okula gönderememesi, harçlık verememesi, evine et girmemesi, yaz tatili bir yana sinemaya tiyatroya gidememesi, hastalansa bile işe gitmek zorunda kalması… Yani en temel ihtiyaçlarını karşılayamamasıdır.

Patronlar ise, bir elleri yağda, bir elleri baldadır. Tırnakları kırılsa soluğu en donanımlı hastanelerde alıyorlar ve tedavi oluyorlar. Yedikleri önlerinde, yemedikleri arkalarında. Kazandıklarından vergi vermiyorlar, üstüne teşvik alıyorlar. Bütün bu gerçekler karşısında halen işçiden fedakârlık beklemek, vicdani de, ahlaki de değildir.

İktidar ve sermayenin kol kola girerek asgari ücreti belirlediği süreç sorunludur ve tek yanlıdır. Asgari ücretin belirlenmesi sürecinde tüm sendikaların ve işçilerin dahil olduğu bir mekanizma yoktur. Yine patron örgütleri ve iktidar süreci birlikte belirleyecek. Türk-İş ise duruma sessiz kalacaktır. Türk-İş merkezine çağrımız, tüm konfederasyonların, sendikaların ve işçilerin taraf olacağı bir mekanizmanın hayata geçirilmesi için tutum almasıdır. Aksi halde asgari ücretin tek taraflı ve sermayeden yana belirlenmesine çanak tutmuş olacaktır. Bu nedenle asgari ücret konusunda ortak mücadele çağrılarına olumlu yanıt vermelidir.

Buradan AKP Hükümetine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına da sesleniyoruz. Asgari ücret ve tüm ücretlerin asgari ücret tutarı kadar olan bölümü vergiden muaf tutulmalı ve 2018 yılı ücreti net 2300 TL olmalıdır.

Asgari ücretin enflasyon karşısında korunması için,

Asgari ücretin milli gelir artışından yararlanması için,

Asgari ücretin geçim ücreti olabilmesi için,

Asgari ücrette yaşanan kayıpların giderilmesi için,

ASGARİ ÜCRET NET 2300 TL OLMALIDIR!

Bir önceki yazımız olan Gazeteci Mustafa Yamaner ile Yıldızlar Geçidi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
Bizi Facebook’tan Takip Edin!
ozen hyundai doga-koleji-bandirma esen-tip yemtar
saloni
perema2014 soylu
bandirma-com-tr gumuskonak kutlu-creative-bandirma-web-tasarim
birge cilev eken-hotel dOnce
logo-web
Teknik Destek ve Reklam Yönetimi Kutlu Creative tarafından sağlanmaktadır.